Peygamber Efendimizden (a.s.m.) nakledilen bazı rivayetlerde, ümmetin zamanla çeşitli fırkalara ayrılacağı ve bu ayrılıkların geçmiş ümmetlerde görülen ayrılıklardan daha fazla olacağı bildirilmiştir. Bu rivayetler genel itibariyle şu şekildedir:
- Dikkat ediniz! Sizden önceki kitap ehli yetmiş iki fırkaya ayrıldı. Bu ümmet ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri cennette olacaktır.
Dediler ki; Ey Allah’ın Rasûlü o kurtulanlar kimlerdir? O da şöyle buyurdu:
- Cemaattir. (bazı rivayetlerde)
- Ben ve ashabımın bulundukları şey üzerine olanlardır. (başka bazı rivayetlerde)
Bu rivayetler farklı ifade ve lafızlarla bir çok hadis kaynaklarında nakledilmiştir[1]. Hatta rivayetlerin çoğunda bu fırkalardan birinin kurtuluşa ereceği belirtilse de, bazılarında birinin cehenneme düşeceği ifade edilir. Ancak bütün rivayetlerin ortak olarak işaret ettiği bazı noktalar vardır:
- Bu ümmet, geçmiş ümmetlerden daha fazla sayıda farklı topluluklara ayrılacaktır.
- Kurtuluşa erenler, Peygamberimizin ve sahabenin yolunu takip eden bir "cemaat" olacaktır.
- Diğerleri için ise çoğu âlim tarafından ebedî cehennem anlamı çıkarılmamış, hataları nispetinde azap görme ihtimali şeklinde yorum yapılmıştır.
Ancak bu rivayetler üzerinde yeterince tefekkür edilmeden elde edilen bazı kanaatler, ne yazık ki Müslümanlar arasındaki kardeşliğe zarar verebilmektedir. Çünkü tarih boyunca birçok mezhep, tarikat veya cemaat kendisini “fırka-i nâciye” (kurtulan fırka) olarak görmüş ve bu durum zaman zaman diğer Müslümanlar hakkında yanlış zanların oluşmasına sebep olmuştur.
Oysa bu rivayetlere başka bir açıdan bakmak da mümkündür.
Farklılıkların Hikmeti
Kur’an’da, Allah’ın insanları farklı topluluklar halinde yarattığı ve bunun bir hikmeti olduğu bildirilir:
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.Hucurat Suresi, 13
Burada dikkat çeken nokta şudur ki; farklılık başlı başına bir felaket olarak değil, tanışma ve iletişim vesilesi olarak anlatılmaktadır. Farklılıklar birbirleri ile desteklenir ve her biri birbirinin eksiğini tamamlar ise kuvvet ve hayır vardır.
Bu açıdan bakıldığında, ümmet içinde farklı anlayışların ortaya çıkması mutlak bir kötülük değil; doğru bir kardeşlik ahlakı ile yönetildiğinde rahmete dönüşebilecek bir durumdur.
Peygamber ve Sahabe Yolu
Peygamberimizin (a.s.m.) ve sahabenin yolu birlik, dayanışma ve kardeşlik yoludur.
Sahabe topluluğu tek tip insanlardan oluşmaz. Her birinin farklı kabiliyetleri, farklı mizacı ve farklı düşünce tarzları vardır. Aralarında zaman zaman fikir ayrılıkları da yaşanmıştır.
Fakat bu farklılıkların içinde kardeşlik korunmuştur. İtiraz vardır ama tekfir (küfür ithamı) yoktur. Farklı düşünceler vardır ama ümmet bilinci kaybolmaz.
Kardeşlik-İman Bağı
Peygamber Efendimiz başka bir hadisinde şöyle buyurur:
İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.Müslim, Îmân 93
Bu hadis, Müslümanlar arasındaki sevgi ve kardeşliğin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir. Yaptığı uyarı da fırkalardan bağımsızdır.
Bir insan hangi mezhebe, hangi tarikata veya hangi topluluğa mensup olursa olsun; eğer kalbinde kardeşliğe aykırı kibir, nefret ve düşmanlık taşıyorsa bundan dolayı sorumluluk altına girebilir. Bu hadis üzerine yazdığım önceki yazılarda bahsettiğim gibi, kardeşliğe muhalif huylar, mü'mini geçici bir azap içerisine düşürebilir.
Fırka-i Naciye Hangisidir?
Bu açıdan bakıldığında rivayetlerde geçen “cemaat” kavramını daha geniş açıdan düşünmek mümkündür. Belki de kurtuluşa eren cemaat, tek bir mezhebin veya tek bir grubun adı değildir. Belki de o cemaat;
- farklı mezheplerden,
- farklı meşreplerden,
- farklı topluluklardan
oluşan, fakat kardeşlik bağıyla birleşmiş büyük ümmet cemaatidir.

Yani fırkaları bir küme gibi düşünsek ve her küme arasındaki kesişim kümesi de farklı bir fırka olsa; işte her küme ile kesişen tek bir "kardeşlik kümesi" ve "kardeşlik fırkası" de bulunabilmektedir. Belki de kurtuluş hangi fırkada olunursa olunsun, bu kardeşlik fırkası ile kesişim içerisine girmek ile mümkün olur.
Eğer böyleyse, rivayetleri yanlış yorumlayarak Müslümanlar arasındaki ayrılıkları artırmak; kardeşliği zedelemek ve birbirini dışlamak, insanı farkında olmadan kurtuluş cemaatinin dışına düşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakabilir.
Kurtuluşa eren fırkayı yalnızca tek bir topluluk olarak görmek ve o topluluğu da sadece kendi mezhebimiz, milletimiz veya cemaatimiz olarak düşünmek hakikate uygun düşmez.
Yani kurtuluş yolu şuradan geçebilir: Farklılıklar içinde kardeşliği koruyan bir ümmet olmak.
Allah bizleri birbirini dışlayan değil, birbirini kardeş bilen kullarından eylesin. Ve bizleri kardeşlikten oluşan o büyük cemaatin içinde buluştursun. İnşallah
Buradaki "cemaat" kavramına aynı yönde ama farklı bir bakış:

Yorum Gönder