Ahsen-ül Amel
Ahsen-ül Amel

SORU ATÖLYESİ - GİRİŞ

Soru Atölyesi, dinî konularda doğru cevaptan önce doğru soruyu aramayı amaçlayan bir alıştırma serisidir.

Her arayış bir soru ile başlar. Her soru da hem arananı, hem de bulunacak olanı belirler. Kişi ne hakkında soruyorsa, aslında onu arıyordur. Nasıl soruyorsa, bulacağı cevap da büyük ölçüde ona göre şekillenir.

Hem klasik felsefe geleneğinde hem de medrese eğitiminde meşhur bir söz vardır: “Doğru soru, doğru cevabın yarısıdır.”

Felsefedeki bu sokratik yöntem ile, Osmanlı klasik medrese eğitiminde bazı münazara (tartışma) adabı, soru adabı gibi dersler de uygulanmıştır. Ve bu derslerde ilginç bir kabul vardır: "Sorular öğrenmek için sorulmaz."[1]

Bu derslerde, iki talebe karşı karşıya geçer; biri sorar, diğeri cevaplar. Ancak burada cevap geri plandadır. Odak noktası yalnızca sorunun kendisidir. Bu yöntemle talebede; soru sormaya dair bir bakış açısı kazanması, soru sormanın dilini ve sınırını anlaması hedeflenir. En önemlisi ise, soruyu sorarken dahi bir düşünce ve adap oluşmasıdır. Talebe belki bundan sonra fıkıh, kelam ve diğer ilimlerin derinlik desrlerine başlayabilirdi. Yani önce nasıl sorulacağı, sonra neyin sorulacağı öğretilirdi.

Buradan açıkça görülür ki; asıl mesele cevap bulmaktan önce, kişinin soru sormaya alıştırılması ve bu esnada düşünmeye zorlanmasıdır. Tefekkür de aslında böyle başlar. İnsan önce kendine sorar ve bir arayışa girer. Ancak bu soru sormada dahi bir usul ve yetkinlik kazanılmazsa, bu tefekkürler çoğu zaman verimli sonuçlar vermez.

Ne yazık ki günümüzde:

  • Eğitim sistemi bizi soru sormaya değil, cevap bulmaya katı şekilde odaklandırıyor,
  • Sosyal medyada ve sosyal hayatta ise sorular herkesin kendi niyeti ile soruluyor,
  • Klasik medrese derslerindeki gibi, karşımıza alıp soru sorabileceğimiz ve alıştırma yapabileceğimiz bir muhatap da çoğu zaman bulunmuyor,
  • Üstelik böyle birini bulsanız, iki soru sorduktan sonra üçüncüsünde sizi geçiştirip sizden kaçıyor.

Ama, buna karşılık günümüz teknolojisi bize, bu amaç için kullanılabilecek kolay erişilebilir bir imkân sunuyor: Yapay zekâ.

Bu araç sayesinde; istediğiniz kadar soru sorabilir, aynı konuyu farklı biçimlerde deneyebilir, soru sorma pratiği yapabilirsiniz. Üstelik bu araç sizden bıkmaz ve her an ulaşılabilir durumdadır.

İşte bu çalışma; dinî konularda tefekkürlerimizi daha sağlıklı bir zeminde yapabilmek için, soru sorma tekniği üzerine bir alıştırma alanı sunmayı amaçlamaktadır.

Bu yayın serisindeki yayınlarda;

  • Her soru, yayın içinde cevaplanmadan doğrudan yapay zekâya yönlendirilir.
  • Kullanıcı, aynı konu için farklı usullerle sorulmuş soruları kendi isteğiyle deneyimler ve cevapları kendisi karşılaştırır. Böylelikle; yanlış soruya, doğru ama eksik soruya ve bağlamı net oluşurulmuş doğru bir soruya yapay zekanın verdiği cevaplar arasındaki farkı görüp soru tarzının önemini anlayabilir.
  • Fakat, burada yapay zekânın verdiği cevaplar merkeze alınmaz. Odak nokta, yapay zekâya yöneltilen sorunun kendisidir.
soru, adab, ihlas

Çünkü, bir insan temelde iki farklı niyetle soru sorar:

  • Ya bilmediğini öğrenmek veya bildiğini düzeltmek için sorar,
  • Ya da doğruluğu veya yanlışlığına bakmaksızın, kendi kanaatini tasdik ettirmek ve değişmemek için sorar.
Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur.Hadis-i Şerif, Buhârî

Yapay zekâ sohbet motorları, verilen cevapların hatalı olabileceğini açıkça belirtmektedir. İster yanlış sorulsun, ister doğru sorulsun; alınan her cevap, kullanıcı tarafından ayrıca doğrulanmalıdır. Üstelik yapay zeka sohbet motorları kusursuz değil ve belirli şekilde sorular sora sora en sonunda kendi fikrinizi tasdik ettirmeyi de başarabilirsiniz.

Dolayısı ile; bu atölyenin amacı cevap üretmek değil, soruya emanet bilinci kazandırmaktır. Umarım ki; hem ben hem siz, soru sorma tekniğimizi ve soruya yaklaşımımızı geliştirebiliriz. Soru sorarken ihlasımız gelişir; kendimizi anlatmamız ve birbirimizi anlamamız kolaylaşır. Böylece kardeşliğimiz de artar, inşallah.

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızda birbirimize karşı saygılı, nazik ve kardeşçe bir üslup kullanın. Yorumlarınız yapıcı, açıklayıcı ve yazının konusuyla ilgili olsun. Hakaret, küçümseme, itham, beddua, provokasyon veya tartışma amaçlı ifadeler —sitenin amacına uygun olmadığı için— yayımlanmaz. Amacımız birlikte öğrenmek, düşünceyi derinleştirmek, birbirimize faydalı olmak ve bu yolla kardeşlik duygularımızı güçlendirmektir.